Paco Peña için flamenko, her şeyden önce bir hakikat arayışıdır. Kendisi bir söyleşisinde şöyle demiştir: "Flamenkonun hakikatini kaybedemezsin" ve müziğin içinde her zaman "derin, samimi bir çığlık" olduğunu vurgular. Bu yaklaşım, onun kariyeri boyunca hem geleneğe bağlı kalmasını hem de yeni formlara açık olmasını mümkün kılmıştır.
Paco de Lucía'nın etkisi hakkında konuşurken Peña şunları söylemiştir: "Geleneğe sadıktı, ama aynı zamanda ondan önceki diğer gitarist dehaların yaptığı pek çok şeyi de bünyesine kattı... Ve flamenkoya geleneğe saygıyı bırakmadan başka müzik formlarını da katmak konusunda hırslıydı." Bu sözler, Peña'nın kendi sanat anlayışını da özetler: yenilik, gelenekten kopmadan mümkündür.
Peña'nın kariyeri, flamenko gitarını konser müziği repertuarına taşıyan isimlerden biri olarak da anılmasını sağlamıştır. Konservatuvar düzeyinde eğitim veren kurumlarla çalışması, flamenkonun akademik bir disiplin olarak da tanınmasına katkı sunmuştur.
Derslerimizde öğrencilerimize teknik kadar "hakikat" arayışının da önemli olduğunu anlatıyoruz; çünkü Paco Peña'nın vurguladığı gibi, doğru nota kadar o notanın arkasındaki samimiyet de flamenkonun ruhunu oluşturur.